Öz: Bu çalışmada Türkiye'deki kamusal alanın kültürel ve tarihsel temelleri, günümüzün tekno-kapitalist çağına özgü kriz durumuyla birlikte ortaya çıkan yeni zorluklarla ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Çalışma, Türkiye'de kamusal alanın riskli ve tekinsiz bir saha haline gelmesini, yalnızca merkeziyetçilik, otoriterlik ya da gözetim teknolojileri gibi önemli ve güncel etkenlerle değil; etik yaşamın önemli bir yönünü oluşturan kültürel ve iletişimsel bir arka plana bağlı şekilde açıklamaya çalışmaktadır. Türkiye’nin kamusal yaşamındaki etkileşim tarzında değer yerine normun baskın ve belirleyici oluşu, kamusal alanın ahlaki değerlerin üretildiği bir ortak yaşam sahası olma vasfını zedelemektedir. Böylelikle güvenin yerini kural ve resmiyet, kamusal aleniyetin yerini kapalı ve içe dönük toplumsallıkların iletişim tarzı almaktadır. Bu tür toplumsal biçimlerden biri olan sosyal ağlar, umuma açık ve üretken bir paylaşımın gelişemediği yerde bir tür kamusuz alan şeklinde belirmektedir. Kapalı ve dışlayıcı bir mekanizmaya sahip bu mikro topluluklar toplumsal parçalanmayı derinleştirmektedir. Diğer yandan küresel bir sorunsal haline gelen dijital otoriterlik, tekno-faşizm, gözetim kapitalizmi gibi olgular, mezkûr sosyal ağların süreklilik arz eden dışlayıcı karakteriyle birleştiğinde kamusal alan daha da tekinsiz bir bölge haline gelebilmektedir.
Abstract: This study examines the cultural and historical foundations of the public sphere in Turkey, relating them to the new challenges arising from the crisis conditions specific to the contemporary techno-capitalist era. The work attempts to explain the transformation of Turkey's public sphere into a risky and uncanny domain, not only through significant and current factors such as centralism, authoritarianism, or surveillance technologies, but also by linking it to a cultural and communicative background that constitutes an important aspect of ethical life. The dominance and determining nature of the norm over value in the style of interaction within Turkey’s public life damages the public sphere's quality as a common field where moral values are produced. Thus, rules and formality replace trust, and the style of communication belonging to closed and introverted socialities replaces public openness. Social networks, as one such form of sociality, appear as a kind of public-less sphere where public and productive sharing cannot develop. These micro-communities, which possess a closed and exclusive mechanism, deepen social fragmentation. On the other hand, when phenomena that have become a global issue—such as digital authoritarianism, techno-fascism, and surveillance capitalism—combine with the continuous exclusive nature of ordinary social networks, the public sphere becomes an even more uncanny/unsettling region.