






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Sosyologca, Yıl 2021 Sayı 21</title>
    <link>https://sosyologca.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1651</link>
    <description>Sosyologca</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;b&gt;Doğu Kitabevi&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Adres: &lt;/b&gt;İslambey Caddesi, 102-104B Eyüpsultan-İstanbul&lt;br&gt;&lt;b&gt;Telefon:&lt;/b&gt; 0 212 527 29 26 &lt;br&gt;&lt;b&gt;web:&lt;/b&gt; www.dogukitabevi.com&lt;br&gt;&lt;b&gt;e-posta:&lt;/b&gt; bilgi@dogukitabevi.com</generator>
    <item>
      <title>VERİLİ DÜZENİN KARAMSARLIĞI, KORKUSU İLE DÜZEN KARŞITLARININ UYUMSUZ İYİMSERLİĞİ VE UFKU ARASINDA ÇATIŞMA: İSTİKRARLI HAYAL HAKİKATTİR</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54635</guid>
      <author>Ertan Eğribel, Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Bu makalenin amacı, geleceğe ilişkin iyimser modern ütopyaların yerine otoriter distopyaların aldığı yeni dönemi ve bu bağlamda oluşan koşulları analiz etmektir. Çünkü distopyalar, modern ütopyaların sınıra geldiğini göstermektedir. Başka bir deyişle, egemen düzenin ana eğilimi olan iyimser ütopyaların yerini distopyalar almıştır. Bu bakımdan, “düzen” kendini mutlaklaştırarak, geleceği muğlâk bir hale getirmeye devam etmektedir. Bu doğrultuda, farklı tarafların çıkarları arasındaki ayrımı belirtmede, “istikrarlı hayal hakikattir” deyişiyle geleceksizliğin, umutsuzluğun ve korkunun verili düzenin bir ideolojisi/görüşü olması gerçeği irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELECEK GELDİ: DİSTOPİK YENİ DÜNYA</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54636</guid>
      <author>Ertan Eğribel</author>
      <description>Günümüzde, Batı’nın egemenliği çerçevesinde krize ve felakete dayalı yeni düzen görüşlerinin savunuculuğunu verili düzen yapmaktadır. Bu noktada, distopik yeni dünya düzeni, bu koşulların oluşturduğu yeni bir biçim olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü XIX. yüzyıl modern ütopyaları, uygulamada son aşamaya geldiği için distopik otoriter bir dünyaya dönüşmüştür. Bu dönüşümde verili koşullar, zaman ve mekânın dışına çıktığı için otoriter ve mutlak bir yapı içindedir. Bu yüzden, distopik yeni düzen ideolojisinin anti-toplumsal bir eğilimde olduğu ifade edilmelidir. Bu makalenin amacı ise söz konusu mevcut dünya düzeninin kendisini mutlaklaştırması ve buna bağlı olarak bir anlamda distopyaya dönüşmesini analiz etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİSTOPİK YENİ DÜNYA: GÜNÜMÜZ SORUNLARI VE GENEL SOSYOLOJİ TARTIŞMALARI AÇISINDAN YENİDEN BİR GİRİŞ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54637</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54637</guid>
      <author>Ertan Eğribel</author>
      <description>Toplum, toplum güçleri ve toplum-tarih ilişkisi bağlamında Coronavirüs süreciyle birlikte yeni bir çerçeve ortaya çıkmıştır. Artık sosyolojinin konuları, toplum sorunları ve tarih/kuram ile ilişkisi değil, doğa olayları, salgınlar, büyük afetler, iklim sorunları gibi konular çerçevesinde düzenin işleyişi açısından ele alınmaktadır. Bu çerçevede, Coronavirüs sonrası distopik yeni bir dünya ve buna bağlı yeni ilişkiler söz konusu olduğu için sosyolojide ele alınan güncel konuların yeniden ele alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, varlığını etkin bir birim olarak devam ettiren toplumun sosyoloji ile ilişkisini başka bir biçimde sorgulamak ve toplum-tarih ilişkisini bir anlamda yeniden tartışmaya açmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RADİKAL HAYALCİLER/KADINLAR</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54638</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54638</guid>
      <author>Handan Çelikci</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Sheila Rowbotham tarafın¬dan, İngiltere ve Amerika çevrelerinde sanayileşmeyle birlikte kadınların hak ve kazanımlarını elde etmek için yürüttükleri mücadeleleri anlatmak için 2010 yılında kaleme alınan Yeni Bir Çağ Hayali adlı eserin değerlendirmesini yapmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYOLOGCANIN 10. YILDÖNÜMÜ İÇİN KISA BİR GİRİŞ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54639</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54639</guid>
      <author>Ertan Eğribel, Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Kemal Tahir-Baykan Sezer düşüncesinin bir devamcısı olan Sosyologca dergisinin temel eğilimlerini analiz etmektir. Sosyologca, Türk toplum düşüncesi ve dergiciliği içinde özgün yeri olan bir dergidir. Derginin, Baykan Sezer öncülüğünde Sosyoloji Yıllığı ile olan tarihsel birikimi incelendiğinde ise bir düşünce geleneğine sahip olması en önemli özelliğidir. Sosyologca dergisi, Kemal Tahir-Baykan Sezer düşünce geleneğinin güncel sorunlara ilişkin kuramsal düzeyde bir sınama imkânı vermektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de ve dünyada gerek toplumbilimlerinin geçirdiği dönüşümlere gerekse geçmişe yönelik yaptığı değerlendirmelerle Sosyologca dergisi temel eğilimini canlı tutmayı başarmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYOLOGCA DERGİSİ VE KİTAP DİZİSİ BİBLİYOGRAFYASI 2010-2020</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54640</guid>
      <author>Ertan Eğribel, Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Batı dünya egemenliğinin mutlak hale getirilmesinde ortaya atılan “tarihin sonu”, “ideolojilerin sonu”, “sosyalizmin sonu” gibi tek kutuplu dünya söylemleri karşısında bir “teslimiyetçilik” söz konusu olmuştur. Sosyologca dergisi ise bu durum karşısında toplumun ve gündelik ilişkilerin yeniden üretildiği bu dönemde bir anlamda bozulmaya ve kötümserliğe karşı çıkarak, kendi tavrını geliştirmiş ve teslimiyetçiliğe karşı düşünsel çizgide bir karşı koyuş misyonu benimsemiştir. Bu çalışmanın amacı, Kemal Tahir ve Baykan Sezer’in düşünsel mirasını üstlenen Sosyologca dergisinin ve yine Sosyologca akademisinin bir diğer kanalı olan “Sosyologca Kitapları” adı altında yayımlanan külliyatın dökümünü analiz etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYOLOGCA DERGİSİNDE ERTAN EĞRİBEL, UFUK ÖZCAN YAZILARI BİBLİYOGRAFYASI 2010-2020</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54641</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54641</guid>
      <author>Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Kemal Tahir ve Baykan Sezer’in Türk düşünce hayatına getirdiği yerli bakış açısı, Doğu-Batı çatışması kuramı ile bir geleneğin ekol hale gelmesini sağlamıştır. Bu gelenek, Ertan Eğribel-Ufuk Özcan gibi söz konusu ekolün ikinci kuşak temsilcileri tarafından büyük bir titizlikle sahiplenilmiştir. Dolayısıyla, Doğu-Batı çatışması kuramı yalnızca Kemal Tahir-Baykan Sezer ile değil, Ertan Eğribel-Ufuk Özcan sosyolojisi ile daha bütüncül bir şekilde analiz edilebilir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Eğribel-Özcan ikilisinin Sosyologca dergisinde 2010-2020 yılları arasında kaleme aldıkları “Doğulu devrimci yerli” sosyoloji geleneği kapsamında kendine özgü kavramsallaştırmaları ve Türk sosyolojisinin tarihsel gerçekliği içinde Türkiye/Doğu öncülüğünde yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yönelik özgün fikirlerini analiz etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİSTOPİK DÜNYA DÜZENİNE KARŞI YENİ KIZILELMA ARTIK BÜTÜN DÜNYADIR</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54642</guid>
      <author>Ertan Eğribel, Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Ütopyalar genellikle hayali devlet/düzen tasarımları algılansa da, başka bir açıdan bakıldığında geleceğe dönük bir idealler bütünü olarak da görmek mümkündür. Batı düşüncesinde ütopik ya da distopik belli çalışmalar gündeme gelmiş, gelecekle ilgili olumlu ya da olumsuz senaryolar üretilmiştir. Günümüzde Batı’nın insanlığa yeni bir çözüm üretemediği noktada, tarihin sonunun geldiği iddia edilmekte ve otoriter-distopik gelecek tasavvurları ileri sürülmektedir. Biz bu çalışmada “Kızılelma” kavramı eşliğinde söz konusu distopik gelecek dayatmasına karşı Doğu toplumlarının ortaya koyacağı yeni çözüm önerilerinin potansiyelini ortaya koymaya çalışacağız. Distopik-dünya düzenine karşı yeni Kızılelma artık bütün dünyadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK DÜNYASINDA ÜTOPYA ÜRETMEK MÜMKÜN MÜ?</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54643</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54643</guid>
      <author>Ekber N. Necef vd.</author>
      <description>Bu makale, “Türk Dünyası ütopyası” kavramının mümkün olup olmadığı ve de şayet mümkünse ne ölçüde mümkün olduğu sorusunu merkeze almaktadır. Bu merkez dâhilinde bu makale, Batı ve Türk Dünyası literatüründe geliştirilen ütopya kavramını bağlamsal ve tarihsel bir açıdan karşılaştırmalı olarak tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Makale, bu karşılaştırmanın bir sonucu olarak Türk Dünyasının kendine özgü zamansal ve mekânsal bir gelecek inşa etmesi için eşanlı olarak kadim ve çağdaş bir birey, topluluk, toplum ve toplumlar arasılık düzeyi geliştirmenin gerekli olduğunu iddia etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜSLÜMANLARIN ÜTOPYALARI NE ANLATIR?</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54644</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54644</guid>
      <author>Yücel Karadaş</author>
      <description>Klasik İslam döneminde kaleme alınan ütopyaların, hâkim devlet, toplum biçimleri ve iktidar ilişkileri hakkından önemli fikirler sunduğu görülmektedir. Dolayısıyla, Platon’un Devlet’i incelendiğinde nasıl ki Antik Yunan’ın bir eleştirisi, Thomas More’un Utopia’sında ise zamanın İngiliz toplumunun öteki toplumlara karşı bakışı görülüyorsa klasik İslam ütopyalarında da benzer eğilimlerin olduğu ifade edilebilir. Nitekim bu makalede, günümüze yazılı olarak ulaşan klasik dönem İslam ütopyalarından İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan, Farabi’nin Medinetül Fazıla, fabl türünde yazılan Kelile ve Dimne ve son olarak ise Binbir Gece Masalları adlı eserler coğrafya ve devlet bağlamında irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET AĞAOĞLUNDAN SIRA DIŞI, ANAKRONİK BİR ÜTOPYA: SERBEST İNSANLAR ÜLKESİNDE</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54645</guid>
      <author>Ufuk Özcan</author>
      <description>Yetkin bir toplumsal düzen arayışının edebi bir anlatımla ifade edilmesi olan ütopya terimi siyaset ve felsefe ile birlikte düşünülmelidir. Ütopyanın her ne kadar Batı-merkezli olduğu düşüncesi hâkim görüş olsa da “ideal bir toplum düzeni nedir?” sorusuna farklı uygarlıkların da bir cevabı olduğu bilinmelidir. Bu çalışmanın amacı ise Ahmet Ağaoğlu’nun fikirlerini ve özellikle 1930 yılında yayımlanan geleneksel Doğu anlatıcı geleneğini sürdürdüğü Serbest İnsanlar Ülkesinde adlı eserinin hangi bağlamda ütopik yönler barındırdığını analiz etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜTOPYALARDAN GERÇEKLERE, GERÇEKLERDEN DİSTOPYALARA</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54646</guid>
      <author>Enver Sinan Malkoç</author>
      <description>19. yüzyıl ütopyaların ideolojilere, 20. yüzyıl ise ideolojilerin siyasal rejimlere dönüşümleriyle öne çıkmıştır. Ütopyalar ideolojilere, ideolojiler ise siyasal sistemlere dönüşürlerken birtakım değişimler geçirseler de neticede bir şekilde gerçeklikte yansıma bulmuş olmaktadırlar. Söz konusu yansımaların toplumsal refah anlamında bekleneni verememesi, 20. yüzyılda ideolojilerle birlikte ütopya yazımının da çıkmaza girmesine yol açmıştır. Böylece 20. yüzyıl -ütopyaların aksine- gerçekleştirilmesi değil, kaçınılması önerilen karanlık toplum yapıları betimleyen distopya yazımını ortaya çıkarmış, distopyalarda belli ideolojik rejimler ve onların gelecekleri hedef alınmıştır. 21. yüzyıla girilirken -distopyaların hedef aldığı ideolojilerden- sosyalizm toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamdan büyük ölçüde uzaklaştırılmış olsa da kapitalizm bütün bu alanlarda halen hegemonyasını sürdürmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVRE HAREKETİNİN EKOLOJİK TOPLUM ÜTOPYASI: CALLENBACH’IN EKOTOPYA ROMANI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54647</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54647</guid>
      <author>Çağrı Eryılmaz</author>
      <description>Ernest Callenbach, dönemin toplumsal ve ekolojik sorunlarına karşı eleştirilerini ile alternatif bir toplum ve insan-doğa ilişkisi önerisini 1975’te yayınlanan Ekotopya romanıyla yansıtmıştır. Bu çalışmada Ekotopya romanı yönetim, ekonomi, teknoloji, topluluk yaşamı ve doğa başlıkları altında analiz edilmiştir. Buna göre “küçük güzeldir”, biyo-bölgeselcilik, geri dönüşüm, yenilenebilir enerji, çevre dostu teknolojiler, ekonomik büyümenin sınırlanması, nüfusun azaltılması, toplu ulaşımın yaygınlaşması, kırsal yaşama dönüş gibi ekolojik dönüşüm önerileri romanda yer almaktadır. Diğer yandan kadın-erkek eşitliği, geniş aileye dayalı komün yaşamı, özerk ve demokratik üniversite, yönetimin yerelleşmesi, sivil haklar, işçilerin işyerlerini kolektif olarak sahiplenip yönetmesi, karma ekonomi, önleyici tıp gibi çevre dışındaki toplumsal ve ekonomik konularda da radikal ve ütopik öneriler ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİYAEDDİN FAHRİ [FINDIKOĞLU]’NUN BEDİİYAT KİTABI ÇEVİRİ YAZISI VESİLESİYLE</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54648</guid>
      <author>Dursun Ayan</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türk sosyoloji tarihinde önemli bir yeri olan Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri [Fındıkoğlu] [1901-1974] tarafından 1927 yılında eski harflerle kaleme alınan ve liseler için hazırlanmış Bediiyat kitabını analiz etmektir. Nitekim, estetik/hikmet-i bedâyi/bediiyat, güzelliğin bilimi olarak insanlığın üzerine yoğunlaştığı belli başlı konulardan biri olmuştur. Bu konu, özellikle geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda ve erken dönem Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitim ve düşünce dünyasında ele alınmıştır. Dergi ve gazeteler, popüler yayınlar, edebiyatçıların ve sanatçıların farklı dergilerdeki yazıları bu konu hakkında büyük bir birikime işaret etmekte ve konunun farklı çalışmalarda da ele alındığını göstermektedir. Bununla birlikte estetik, okullara bediiyat olarak girmiş ve burada çeviri yazısı verilen Ziyaeddin Fahri [Fındıkoğlu]’nun Bediiyat’ı liseler için hazırlanmış ilk bakanlık onaylı estetik kitabıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDİİYAT</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54649</guid>
      <author>Ziyaeddin Fahri [Fındıkoğlu]</author>
      <description>Türk sosyoloji tarihinde önemli bir yeri olan Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, akademik hayatı boyunca oldukça üretken bir düşünür olmuştur. Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, toplumun sorunlarını gerek gazetelerde gerekse bilimsel eserlerde tahlil etmiştir. Birçok farklı alanda çalışması olan Fındıkoğlu’nun ilk eseri ise 1927 yılında kaleme aldığı liseler için hazırlanmış olan Bediiyat’tır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FINDIKOĞLU BİBLİYOGRAFYALARI ÜZERİNE NOTLAR</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54650</guid>
      <author>Nevin Güngör Ergan</author>
      <description>Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Türk düşünce hayatında önemli bir bilim insanıdır. Meslekî hayatı boyunca sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında eserler kaleme alan Fındıkoğlu bir taraftan inkılâpların halk tarafından benimsenmesine, diğer taraftan Batı’daki birikimin tercüme edilerek, üretilen bilimsel bilginin Türk düşüncesiyle bütünleşmesine yönelik çalışmalar ortaya koymuştur. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ise Türk sosyolojisinde yerli ve millî bir düşünce geleneğinin kurulması için çalışmalar yürüten Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun bibliyografyasını analiz etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİYAEDDİN FAHRİ FINDIKOĞLU’NUN PRENS SABAHATTİNCİ GÖRÜŞLERLE İLİŞKİLERİ VE KALKINMA, KOOPERATİFÇİLİK, EKONOMİ, SANAYİLEŞME, KENTLEŞME KONULARINDAKİ DÜŞÜNCELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME DENEMESİ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54651</guid>
      <author>H. Bayram Kaçmazoğlu</author>
      <description>Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Türk sosyoloji tarihinde iz bırakan sosyologlar arasında yer alır. Fındıkoğlu’nun, Türkiye’de sosyolojinin yerleşmesi ve yaygınlaşması adına teorik ve kurumsal hizmetleri önemlidir. Ziya Gökalp’in siyasi ve sosyoloji anlayışına yakın hatta devamcısıdır. Yöntem konusunda Prens Sabahattin’den de etkilenmiştir. Problem edindiği üzerinde kafa yorduğu alanlar arasında Türkiye’nin hangi ekonomik sistemle ve nasıl kalkınacağı konusu yer almaktadır. Çalışmalarında kalkınma ve sosyal siyaset ilişkilerine derinlemesine yer vermiştir. Bu makalenin ilk tartışma konusu, Fındıkoğlu’nun Prens Sabahattinci görüşler ile arasındaki ilişkinin irdelenmesidir. Makalenin ikinci tartışma konusu, Fındıkoğlu’nun kalkınma, kooperatifçilik, kapitalizm, karma ekonomi, sosyal siyaset, sanayileşme ve kentleşme konularındaki görüşlerinin incelenmesidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİYAEDDİN FAHRİ FINDIKOĞLU’NUN HUKUK SOSYOLOJİSİ ANLAYIŞI</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54652</guid>
      <author>Serap Tepe</author>
      <description>Fındıkoğlu Türkiye’de hukuk sosyolojisinin gelişmesinde ve kurumsallaşmasında etkin bir rol oynamıştır. 1933 Üniversite Reformu ile hukuk fakültelerine öğretim programına dâhil edilen hukuk sosyolojisi derslerinin hukuk kültürünün inşasına yön verdiğini savunan Fındıkoğlu, sosyoloji ve hukuk arasında karşılıklı bir ilişki kurmuştur. Bu bağlamda Fındıkoğlu’nun “İçtimaiyat” ve İçtimaiyat–Üçüncü Cilt: Hukuk Sosyolojisi” eserleri bütünlükçü yaklaşımları ve içerdikleri tartışmalarla sosyolojinin bir alt disiplini olarak hukuk sosyolojisine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışmada Fındıkoğlu’nun hukuk sosyolojisi yaklaşımını şekillendiren temel hareket noktaları olarak hukuk öğretiminde hukuk sosyolojisinin önemi, hukuk–sosyoloji ilişkisinin çift yönlülüğü, hukuk sosyolojisinin konusu, amacı ve Türkiye’deki gelişim çizgisi gibi hususlar ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DERİNE, DAHA DERİNE, EN DERİNE KAZIN</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54653</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54653</guid>
      <author>Ertan Eğribel</author>
      <description>Günümüzde, birey-toplum ilişkilerinin gittikçe belirsizleştiği düşünüldüğünde, düzenin ve toplumun çözüm koşullarından uzak olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, mevcut düzen bir anlamda mutlaklaşırken, toplumsal bönleşme ve intihar koşulları da toplum içinde daha geçerli hale gelmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE E-SPORU “İYİ OYUN” FİLMİ ÜZERİNDEN İNCELEMEK: E-SPORDA SOSYOLOJİK TEMALAR ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ÇÖZÜMLEME</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54654</guid>
      <author>Mert Kerem Zelyurt</author>
      <description>E-spor, dijitalleşme sürecinin getirdiği yeni bir toplumsal olgu olarak karşı mıza çıkmaktadır. Bu çalışmada e-spor, dijital oyunların profesyonelleşme sürecini konu edinen “İyi Oyun” adlı sinema filmi üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın ama cı; e-spor olgusuyla ilişkili sosyal süreçleri film üzerinden anlamaktır. Nitel araştır ma tekniklerinden “doküman incelemesi” kullanılmış ve filmdeki baskın sosyolojik temalar çözümlemeye tabi tutularak sınıflandırılmıştır. Temalar, şu şekilde belirlen miştir: 1. Oyuncuların sosyo-ekonomik profilleri 2. Toplumsal cinsiyet 3. Antrenman düzeni ve disiplin kuralları 4. Kolektif kimlik inşası ve takım ruhu 5. Oyunun meta laşması ve profesyonellik. Dijital oyunların Türkiye’de geldiği aşama hakkında sos yolojik saptamalarda bulunma imkânı veren “iyi oyun” filmiyle e-sporun genç kit lelere yönelik pazarlaması yapılmıştır. Filmin paradigması, e-sporun olumlu sosyal işlevleri öne çıkartılarak, toplum nezdinde ve yetişkin ebeveynlerin gözünde meşru laştırılmasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESELLEŞME, POPÜLER KÜLTÜR VE YOKSULLUK KÜLTÜRÜ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54655</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54655</guid>
      <author>Mertcan Mutlu</author>
      <description>Popüler kültür, dünya üzerindeki birçok ülkeyi etkilemektedir. Bu etki azımsanmayacak kadar fazladır. Popüler kültür kendi kodlarını evrensel görür. Toplumların kendi kültür kodları göz ardı edilir. Popüler kültürün yüzeyselliği her topluma ulaşmasına imkân verir. Böylelikle her toplum ve her birey popüler kültür ürününe kolaylıkla sahip olabilir. Fakat ülkemiz popüler kültürünün anlaşılması için öncelikle yoksulluk kültürünün bilinmesi gerekmektedir. Popüler kültür, ülkemizde yoksulluk kültürünü kullanmıştır. Yoksulluk kültürü içerisindeki birey toplumsal değerlere yeteri kadar bağlı kalamamıştır. Toplumsal değerlere karşı olan bu uzaklık onu etkiye açık hale getirmiştir. Popüler kültür de medya üzerinden kendi etkisini yayabilmiştir. Yoksulluk kültürünün köksüzlüğü popüler kültür için cezbedici olmuştur. Yoksulluk kültürü, ekonomik olarak iyileşmeyi yakalasa bile kendi kültürünü muhafaza etmiştir. Popüler kültür ile birlikte gerçekleşen bu dönüşüm süreci bu makalenin ana konusunu teşkil etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


