






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Sosyologca, Yıl 2023 Sayı 26</title>
    <link>https://sosyologca.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2889</link>
    <description>Sosyologca</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;b&gt;Doğu Kitabevi&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Adres: &lt;/b&gt;İslambey Caddesi, 102-104B Eyüpsultan-İstanbul&lt;br&gt;&lt;b&gt;Telefon:&lt;/b&gt; 0 212 527 29 26 &lt;br&gt;&lt;b&gt;web:&lt;/b&gt; www.dogukitabevi.com&lt;br&gt;&lt;b&gt;e-posta:&lt;/b&gt; bilgi@dogukitabevi.com</generator>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN RUHU:  TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN 100. YILINDA SORUN VE İMKÂNLARIMIZ ÜZERİNE</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74567</guid>
      <author>Ertan EğribelYüksel Yıldırım </author>
      <description>XIX. yüzyıl sonrası gündeme gelen “toplumların ruhu” açıklaması ile “zamanın ruhu” açıklamaları birlikte ortaya çıkmıştır. Bunlara bağlı olarak ortaya çıkan kültür/tarih temelli Alman ruhu, Rus ruhu, Türk ruhu, Japon ruhu gibi tanımlar zamanın ruhuyla hem ortaklık hem de farklılık taşımıştır. “Türk ruhu” kimliğinin bunlarla ilişkisi yanında değişik bir yönünü belirtmek gerekir. Cumhuriyet’in kuruluşunda, üzerinde coşkuyla ortak olmak ve paylaşmak istediğimiz gerçeklik “Türkiye’nin Ruhu”dur. Kemal Tahir ve Baykan Sezer “Türkiye’nin ruhunu” hem ortaya koymuşlar hem de kendi şahıslarında temsil etmişlerdir. Kemal Tahir - Baykan Sezer tarihimizin temel özelliklerinden yola çıkarak yeni bir açıklama ortaya koymuşlardır. Bu açıklamalar sadece bir bilgi olarak kalmamaktadır, kullanılır bir biçim kazanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ TÜRKİYE’NİN KURULUŞU: TEK ÜLKEDE YALNIZ DEVRİM</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74470</guid>
      <author>Ertan Eğribel</author>
      <description>Türkiye Doğu uygarlık alanındadır, Anadolu Türklüğü de bir Doğu toplumudur. Anadolu Türklüğünün Batı’ya karşı direnişi ve sadece Doğu’da değil, Batı’da da dikkatle izlenmekte ve geniş kesimleri etkilemektedir. Anadolu Türklüğünün Doğu-Batı içindeki yeri ve rolü günümüzü de etkilemektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu Anadolu Türklüğünün XX. yüzyılda aldığı biçimdir. Anadolu hareketinin yönünü belirleyen ve diğer güçlerden onu ayıran en önemli özelliği toplumlararası ilişkiler içinde yerini ve rolünü belirleme çabası içinde iktidarını Anadolu Türklüğüne dayama çabasıdır. Mevcut egemen koşullara karşı Anadolu hareketinin Türk özelliği ve Batı dünya egemenlik düzeni ile çelişkisi ona bağımsız bir halk ayaklanması niteliği kazandırmıştır. Günümüzde Türkiye’de cumhuriyetin kuruluşuna yönelik siyasi suçlamalarla karşılaşılmaktadır. Bu eleştiri giderek yeni bir devlet çözümünün ve kavrayışı olmanın dışında devletin ve siyasetin reddedilmesine dönüşmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET KAVRAMININ GEÇ OSMANLI DÜŞÜNCESİNE GİRİŞİ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74565</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74565</guid>
      <author>Ufuk Özcan</author>
      <description>Türkiye’de Cumhuriyet’in kurulmasına yol açan siyasi ve entelektüel gelişmelerin kökenlerini geç Osmanlı toplumunda aramak doğru olacaktır. Yeni Osmanlıların ve onların ardılı Jön Türklerin Tanzimat’tan Meşrutiyet’e geçişte siyasi düşünce üzerinde birikimsel bir etkisi olmuştur. Çıkardıkları gazete ve dergilerde anayasa, millet, millî irade, vatan, hürriyet konularını işleyen bu aydınlar Türkiye’nin modernleşmesinde önemli bir rol oynamışlardır. Cumhuriyet düşüncesinin köklerini toplumda aramak beyhude bir çabadır. Bu düşünce eğitimli, elit bir zümre tarafından kamuoyunun gündemine sokulmuştur. Cumhuriyet’in fikren savunulmasında ve fiilen inşa edilmesinde toplumsal güçlerin konumu belirsizdir. Cumhuriyet kavramı ilk defa Tanzimat’la birlikte siyasi gündeme girmiş, Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler tarafından yüzeysel bir biçimde işlenmiştir. Cumhuriyet’in temelleri Millî Mücadele yıllarında atılmış, 29 Ekim 1923’te de Yeni Türkiye’nin rejimi olarak benimsenmiştir. Geç Osmanlı döneminde Tanzimat ve Meşrutiyet aydınları cumhuriyet, halk, egemenlik gibi kavramlar ve nüansları hakkında nasıl bir tasavvura sahipti? Bu makale bu temel soruya Şinasi, Namık Kemal, Abdullah Cevdet, Ali Suavi gibi aydınları merkeze alarak odaklanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1950’DEN 12 EYLÜL DÖNEMİNE TÜRK BASINININ SERENCAMI</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74466</guid>
      <author>Hayati Tüfekçioğlu</author>
      <description>Çalışmanın genel çerçevesi 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile başlayan toplumsal depolitizasyon ve darbeyle genelleşen siyasal baskının dönemin önemli kitle iletişim aracı olan gazete üzerindeki niteliksel etkisi ekseninde belirlenmiştir.  Çalışmanın odağı ve kapsamı ise dönemin, “yüksek tirajlı” kabul edilen İstanbul’da yayınlanan ve ulusal özellik gösteren gazeteler ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın temel amacı 12 Eylül rejimi olarak da tanımlanabilecek dönemde basının yeri ve rolünü tartışmaya çalışmaktır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYETİN KÜLTÜREL LABORATUVARI:  EDEBİ KAMU</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74465</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74465</guid>
      <author>Yılmaz Yıldırım</author>
      <description>Bu çalışmada kültürel kamunun ve yaşadığı dönüşümün, modern cumhuriyete ve ulusal kimliğe etkisi ele alınmaktadır. Modern yurttaşlık ve cumhuriyet fikrinin, kültür kamusu içerisinde yer alan edebi kamuyla verimli bir ilişkisi vardır. Yurttaşlığın gelişiminin her şeyden önce bir kamusallığa ve kamusal alanın gelişiminin kültürel kamuya bağlı olduğunu, kültürel kamunun da en önemli sahasının edebi kamu olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz. Zira edebi kamu, sadece kültürel alanda değil, sosyo-politik alanda da kurucu bir değer taşır. Bu değeri üreten ve dönüştüren en önemli sosyal gruplardan biri ise genel okurdur. Edebi kamunun adeta kilit taşı denilebilecek kategorisi olan genel okur, yurttaşlığın hem hamili hem de garantörü olarak değerlendirilmektedir. Bu yüzden edebi kamunun Türkiye'nin kültürel ve siyasal modernleşmesindeki izini takip etmek son derece önemlidir. Edebi kamu içerisinde genel okurun rolü, modern cumhuriyetin yurttaş tipolojisini resmetmek için önemli bir göstergesel değer taşır. Türkiye'nin kültür kamusunun içinde son derece önemli bir sosyal rol oynayan genel okur kategorisi, cumhuriyetin gerektirdiği gelişkin yurttaşlığı tesis etmekteki önemli işlevi ve bu işlevi yerine getirmekte karşı karşıya kaldığı kısıtlar değerlendirilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK SPOR KURUMU (1936-1938):ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE BİR MODERNLEŞME PROJESİ OLARAK KİTLE SPORU </title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73294</guid>
      <author>Mert Kerem Zelyurt</author>
      <description>Cumhuriyetin kuruluş arifesinde teşkilatlanan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (1922-1936), çok sporlu bir organizasyon ve sivil bir yapı olarak, sporu kitlelere yaymakta yetersiz kalmıştır.  Otuzlu yıllarda gündeme gelen “devletçilik” paradigmasının bir yansıması olarak, sporun yönetimini de devlet partisine bağlı  “Türk Spor Kurumu” (1936-1938)  üstlenmiştir. Bu çalışmada Türk Spor Kurumu dönemindeki “kitle sporu” paradigması ve ideolojisi incelenmiştir. Kurumun yayın organı olan TSK dergisindeki yazılardan yola çıkarak kitle sporunun toplumsal işlevleri, ideolojik anlamları ve modernleşme sürecindeki rolü ele alınmıştır. Çalışmada işaret edildiği gibi, “Kitle Sporu” bu dönemde temel sorunsal olarak benimsenmiştir. Dergide yazı kaleme alan ve görüş belirten aydınların ve ideologların spor olgusunu bir ulusal dava ve mefkure düzeyinde ele aldığı görülmektedir. Resmi görüşü yayma göreviyle Halkevleri de, TSK ile organik işbirliği içinde modern sporların topluma yayılmasında önemli işleve sahiptir. Futbolun ötesinde; jimnastik, atletizm, yüzme, tenis, voleybol vs sporların her yaştan toplum kesitlerine tatbik ettirilmesi temel amaçtır. Kitlelerin spor dallarıyla aktif biçimde temas ettirilmesi,  modernleşme ve çağdaşlaşma sürecinin bir vasıtası olarak planlanmıştır. Sporun halka yaygınlaştırılmasıyla yeni bir kamusal alan kurgusu söz konusudur. Kadınların spora katılmasına özel bir önem atfedilmiş; siyasal hayatta ve diğer toplumsal alanlarda kadınlara verilen temsil imkanlarına paralel, kadın-spor ilişkisi güçlendirilmeye çalışılmıştır. Kadınlarda cinsiyete özgü özelliklerin, estetik ve güzellik gibi yönlerin spor yoluyla geliştirilmesi hedeflenmiştir. Sporu kitlelere yayma yoluyla geliştirilmek istenen “Fert yok, cemiyet var” düşüncesi kadınlar için de geçerlidir. Önemli olan, spor faaliyetleri kanalıyla sınıfsız, çatışmasız, kaynaşmış kitle inşasına ivme kazandırmaktır. Solidarist toplum tasavvurunda kitle sporu bir tutkal olarak görülmüştür. Spora ahlaki, kültürel ve ulusçu anlamlar yüklenmiştir. Son tahlilde yeni yurttaş kimliği inşasında, laik bir ulus ve modern toplum modeli yaratmada spordan yararlanıldığı göze çarpmaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN YÜZÜNCÜ YILINDA DIŞ POLİTİKA: BATI’NIN SURİYE İMAJI - ORTA DOĞU’DA PARÇALANMIŞLIK VE KAOS</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73931</guid>
      <author>Arif Akbaş</author>
      <description>Bu makalede Doğu-Batı ilişkileri bağlamında, İslam Dünya’sının bir parçası olan Suriye’ye dair Amerika ile Rusya bilhassa İngiltere ve Fransa arasındaki ilişkiler sosyolojik bir bakışla çözümlenmeye çalışılacaktır. Bilgi üretimi “Oryantalizm” ve güç/ iktidar arasında yakın bir ilişki vardır. Bu Batı’nın üstünlüğüne dayalı ilişki durumu gelinen vaziyette Suriye’yi bugünkü durumuna getirmiştir. ‘Suriye meselesi’ni Batı medyasındaki haberler üzerinden tahlil etmenin faydalı olacağını düşünmekteyiz. Batı’da İslam Dünyası ve Suriye’ye karşı her zaman devam edip gelen ötekileştirici bir önyargı vardır. İkinci bir durumda Arap petrolleri ile Doğu Akdeniz’de keşfedilen büyük doğal gaz kaynaklarının/ rezervlerinin geleceği sorunudur. Ukrayna ve Suriye savaşları aslında beslenme [gıda] ve enerji kaynaklarının paylaşımına yönelik yeni III. Dünya savaşıdır. Suriye ve Irak’ta yapay/ sahte bir şekilde yaratılan radikal İslam anlayışları her ne kadar tasfiye edilmiş olsa da İran üzerinden Şii tabanlı bir denge de kurulmuştur. İslam milliyetçiliğinin unsurları bir şekilde hala orada kalanlar üzerinde etkili olmaktadır. Batı bu durumu, kontrolü bırakmamak için alışıldık/ geçerli bir bahane olarak öne sürmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE HUKUK SOSYOLOJİSİNİN KURUMSALLAŞMA SÜRECİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI OLARAK 1933 ÜNİVERSİTE REFORMU</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74349</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74349</guid>
      <author>Serap Tepe</author>
      <description>Türk sosyoloji geleneği içinde hukuk ve sosyoloji özellikle Tanzimat Dönemi’yle birlikte yoğun bir ilişki içindedir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin çöküşünü önlemek için geliştirilen tüm siyasal yaklaşımlar toplumsal bütünlüğü korumaya yönelmişlerdir. Bu yönelim toplumsal düzen ihtiyacını beraberinde getirmiş ve dolayısıyla hukuk toplumsal bir gerçeklik alanı olarak öncelikli alanlardan biri olmuştur. Bu bakımdan “hukuki” ile “içtimai” birbirini tamamlayan iki nitelik olarak ele alınmıştır. Bu yakın ilişki Cumhuriyet’in ilanından sonra devam etmişse de hukuk sosyolojisi alanının Türkiye’de akademik düzeyde kurumsallaşması 1933 Üniversite reformuyla birlikte başlamıştır. Dolayısıyla 1933 Üniversite Reformu Türk sosyoloji geleneğinde bir alt disiplin olarak hukuk sosyolojisinin gelişimi için bir kırılma noktası teşkil etmektedir. Bu çalışmada Tanzimat Dönemi’nden başlayan süreçte hukuk ile sosyoloji arasında kurulan ilişki Türk sosyoloji geleneğinin önemli isimleriyle örneklendirilerek ele alınacak ve ardından hukuk sosyolojisinin kurumsallaşma serüveni açısından 1933 Üniversite Reformu’nun anlamı ve önemi genel hatlarıyla ortaya konulmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMAL TAHİR, TÜRK SOSYOLOJİSİ VE DOĞU-BATI ÇATIŞMASI</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74566</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74566</guid>
      <author>Baykan Sezer</author>
      <description>Kemal Tahir, çalışmaları sırasında sürekli not almış olduğu gibi bu notları saklamıştır. Kemal Tahir’in notları birçok bakımdan ilgi çekici olmaktadır. Kemal Tahir’in notları önce bize hiçbir işin, hiçbir başarının esin ya da rastlantı sonucu olmadığını, bir çaba, emek, çalışma ürünü olduğunu göstermektedir. Kemal Tahir’in romanlar ve başarısının gerisinde ne denli büyük bir çabanın bulunduğu notlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Kemal Tahir’in çalışmaları ve bu arada notları da Türk toplumunun zenginliğidir Notların bugünkü yayını öncelikle bu zenginliğin gerçek sahibine, Türk toplumuna ulaştırılması amacını gütmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK TOPLUM DÜŞÜNCESİNDE BATICI ÜÇ TARZ SİYASET ANLAYIŞI: KEMAL TAHİR AYRIMI VE OSMANLI/DOĞU DEVRİMCİLİĞİ</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74469</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74469</guid>
      <author>Ertan Eğribel</author>
      <description>Batıcılaşma toplumlar arası ilişkilerde devletin yeri ve rolüyle ilgili köklü bir kimlik değişimini belirtmektedir. Türk toplum düşüncesinde de devletin yaptığı bu temel seçime bağlı olarak konu ve sorunlar değişmiştir. Gelişmelerin anlaşılması, yeni kimliğin tanıtılması ve tartışılmasında Türk edebiyatı önemli bir rol oynamıştır. Batıcılaşma dönemi edebiyatı devletin siyasi seçiminin izdüşümü olarak ortaya çıkmıştır. Devletin Batıcılaşma seçiminin devlet düzeyinde bir açıklama ve çözüme, diğer deyişle dünya görüşüne dönüşmemiş olması yönetimde farklı kadroların ve görüşlerin varlığına, kadro ve görüş değişimine izin vermiştir. Edebiyatçılarımızın düşünür kimlikleri devletin Batıcılaşma seçimi ve çözümü dışına çıkmamıştır. Kemal Tahir’in Türk toplum düşüncesinde edebiyatçı ve düşünür olarak özel konumunu ve rolünün farklılığı burada ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEHMET GENÇ - BAYKAN SEZER İLİŞKİSİ VE ”OSMANLI İKTİSADİ DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN İLKELERİ” ÜZERİNE</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74467</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74467</guid>
      <author>Hayati Tüfekçioğlu</author>
      <description>Baykan Sezer, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan sosyoloğumuzdur. Sezer sosyolojisi günümüz dünya sorunları önünde küresel çapta etkili olabilecek özellikler göstermektedir. Mehmet Genç, Baykan Sezer’in saygı duyduğu ve büyük önem verdiği bir bilim adamıydı. Mehmet Genç’in Osmanlı iktisat sistemiyle ilgili ortaya koyduğu veriler ve açıklamaları Baykan Sezer sosyolojisi için büyük önem taşımaktadır. Mehmet Genç’in söyledikleri Osmanlı sisteminin bilinen kalıplara uymadığını ve Batı’da geliştirilen kuramlarla açıklanamayacağını açık şekilde ortaya koymaktadır. Mehmet Genç’in ortaya koyduğu bu tablo Baykan Sezer teorisini başka açıdan da destekler niteliktedir. Baykan Sezer bir toplumun örgütlenme biçimini, yapısını, kimlik ve karakterini belirleyen en önemli unsurlardan birinin; o toplumun ekonomisinin dayandığı temel iktisadi faaliyet olduğunu söyler. Baykan Sezer Yakın Doğu asker devlet örgütlenmelerinin son ve mükemmel örneği olarak Osmanlı’yı işaret etmektedir. Mehmet Genç’in “Osmanlı İktisadî Dünya Görüşünün İlkeleri” başlıklı makalesi, Baykan Sezer’in bu tezini desteleyecek çok önemli argümanlar taşıması bakımından önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAYKAN SEZER DÜŞÜNCESİNDE BATICILAŞMA OLGUSU</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74576</guid>
      <author>Yüksel Yıldırım</author>
      <description>Türkiye’nin toplum yaşamında ve bunun yansıması olarak Türk düşüncesinde en önemli konulardan biri Batılılaşma konusudur. Osmanlı’nın son döneminden başlayarak etkisi günümüze kadar devam eden bir süreç olarak Batılılaşma toplumun genelini etkileyen ve her türlü toplumsal olayın tepede düğümlendiği bir olaydır. Bu anlamda Türk sosyolojisinin de en önemli konularından biridir. Baykan Sezer, sosyolojimizin kuram sahibi isimlerinden biri olarak konuyu gündemine almış sürece “Batıcılaşma” adını vererek kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Ona göre Batıcılaşma, Batı’ya benzemek değil, onunla taraftar olmaktır. Tarihsel gelişim içinde bu sürecin aşamalarını aktaran Sezer, üç aşamada incelediği süreci askeri alanda, idari alanda ve toplumsal alanda yapılan yenilikler şeklinde açıklamaktadır. Her şeyden önce Batıcılaşmayı toplumsal çıkarlarımız açısından değerlendiren Sezer, bu açıdan olaya sorgulayıcı bir bakışla bakmakta ve Batıcılaşmanın sorunlarımızı çözmek yerine artırdığını savunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMAL TAHİR ROMANLARINDA DEVLET-MÜLKİYET-BİREY</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74471</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74471</guid>
      <author>Büşra EvgüGökçen Coşkun Albayrak </author>
      <description>Giderek matematikselleşen ve kendisine soyut, indirgemeci bir dünya kuran iktisat; toplum ve insanla kopardığı bağı yeniden kurabilmek için sanat ve edebiyattan gelecek bilgilere ihtiyaç duymaktadır. Romanlar edebi eserler içinde iktisatçıların en çok başvurduğu düşünce tarihi kaynaklarından biri olmuştur. Kemal Tahir Türk düşüncesinde fikirlerini romanları aracılığıyla ifade etme yolunu seçen önemli yazarlardan biridir. Romanlarını tarihi bir arka plana dayandıran Kemal Tahir, Türk toplumunun sorunlarını ve sorunların çözümünü geçmişe dönerek anlamaya çalışmıştır. Osmanlı-Türk toplumunun iktisadî ve siyasî yapısını incelerken yaslandığı teori Doğu-Batı çatışmasıdır. Doğu-Batı çatışmasının temelinde ise mülkiyet rejimlerinin farklılığı yer almaktadır. Bu makale Kemal Tahir’in roman kahramanlarının ağzından Osmanlı-Türk iktisat sisteminde ve devlet-birey ilişkisinde mülkiyet rejiminin etkisini anlamayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMAL TAHİR-OĞUZ ATAY İLİŞKİSİNİ ANLAMAYI DENEMEK</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74045</guid>
      <author>Berkay Çetin</author>
      <description>&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;Bu çalışmada Kemal Tahir ve Oğuz Atay’ın entelektüel anlamda ilişkileri tartışılmıştır. Entelektüel alanda faaliyet gösteren ve Türk edebiyatında etk&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;ili&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; olan iki ismin ilişkilerine, edebî eserler üzerinden değil, düşünsel konumlarından &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;ve alımlayıcıların yorumlarından &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;yola çıkarak odaklanılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; Bu bağlamda iki isim hakkında yazılan kaynaklardan, bir başka ifadeyle ikincil kaynaklardan yola çıkılarak bir tartışma gerçekleştirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; İki ismin doğrudan ilişkileri, kişisel tanıklıklardan&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;, anılardan, değinilerden&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; yola çık&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;ıl&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;arak &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;haklarında yazılmış metinler bağlamında &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;anlaşılmaya çalışılmıştır. Dolaylı ilişkileri ise güncel gelişmeleri takip ederken gündelik siyasete mesafeli olmak, alımlayıcı kitlenin övgü ve yergi arasında dağılım göstermesi gibi başlıklar altında tartışılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;Bu bağlamda i&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;ki ismin de&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; Türk insanına odaklandıkları,&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; gündelik siyasete mesafeli oldukları, alımlayıcıların yergi ve övgü arasında dağılım gösterdikleri, &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;literatürdeki az sayıda çalışma haricinde &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;iki entelektüel arasındaki ilişkinin&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt; görmezden gelindiği &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;tespit edilmiştir&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW106413116 BCX8"&gt;. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR ENTELEKTÜEL OLARAK KEMAL TAHİR'İN BATI ÇIKMAZI ANLATISI</title>
      <link>https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69831</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sosyologca.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69831</guid>
      <author>Fatma Erdoğan</author>
      <description>Ulus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Kemal Tahir’in, sosyalist düşüncesinin romanlarına yansıması incelenirken, romanları arasındaki ilişkisel bağlara ve vurguladığı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir. Kemal Tahir’in kalıp düşüncelerin karşısında durduğu göz önünde tutularak, bir ulusun çöküş hikâyesini yorumlayışındaki etkin eleştirileri üzerinden düşünce seyrinin haritası ortaya konulmalıdır. Yazarın düşünce haritasında beliren batılılaşma meselesini, ethos üzerinden nasıl açıkladığı bütünlüklü bir bakışla ortaya konulmalıdır. Kemal Tahir’in entelektüel yorumlaması ve arayışıyla gündeme getirdiği ‘çekirdek’, esasında batılılaşma meselesinin başladığı ve bittiği yerde duran toplumun ethosudur. Bu doğrultuda Kemal Tahir’in bir ulusun ethosunu işlerken, tutarlı bir süreklilik çizgisi takip edip etmediği bu çalışmada incelenecek, Batılılaşma eleştirisinin romanlarının ana teması haline gelmesinin kökleri araştırılacaktır. Çalışmada, Kemal Tahir’in bir romancı olduğu unutulmadan entelektüel kimliğinin yansımaları ortaya konulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


