POSTHÜMANİST BİR DİSTOPYA OLARAK TAŞRA: KURAK GÜNLER'DE KADIN TEMSİLLERİ VE MODERNİTENİN GÖÇ SERÜVENİ

Author :  

Year-Number: 2026-31
Language : Türkçe
Subject : Sosyoloji
Number of pages: 193-201
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Bu çalışma, Emin Alper’in Kurak Günler (2022) filmini posthümanizm, Antroposen ve uygarlık krizi izlekleri üzerinden sosyolojik bir analize tabi tutmaktadır. Nitel içerik analizi yöntemiyle incelenen anlatı, taşranın tekinsiz atmosferinde modernite ve hukukun yaşadığı ontolojik kırılmaları merkezine alır. Çalışmanın ilk ekseninde, rasyonel bürokrasinin temsili olan Savcı Emre’nin kasabaya gelişi, evrensel hukukun arkaik bir coğrafyaya göçü ve bu süreçte yaşanan yabancılaşma olarak ele alınmaktadır. İkinci eksende ise kamusal alanın eril inşası ve kadın figürlerin mekânsal tasfiyesi, toplumsallaşmanın sönümlendiği bir kuraklaşma hali olarak analiz edilmektedir. Sonuç olarak film, insanın doğa üzerindeki tahakkümünün bizzat kendi felaketini doğurduğu bir Antroposen distopyası sunar. Bu bağlamda Yanıklar kasabası, uygarlığın nezaketini ve hukukunu yitirerek kendi kazdığı obruklarda askıda kaldığı post-toplumsal bir laboratuvar olarak tanımlanmaktadır.

Keywords

Abstract

This study provides a sociological analysis of Emin Alper’s film Burning Days (2022) through the lenses of posthumanism, the Anthropocene, and the crisis of civilization. Utilizing qualitative content analysis, the research focuses on the ontological ruptures of modernity and law within the uncanny atmosphere of the rural. The first axis examines the arrival of Prosecutor Emre—a representative of rational bureaucracy—as the migration of universal law into an archaic geography and the subsequent alienation. The second axis analyzes the masculine construction of public space and the spatial erasure of female figures as a state of drought where socialization fades away. Ultimately, the film presents an Anthropocene dystopia where human dominance over nature engenders its own catastrophe. In this context, the town of Yanıklar is defined as a post-social laboratory where civilization, having lost its civility and legal framework, remains suspended over the sinkholes of its own making.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics