Bu metin, posthümanizm kuramını küresel kapitalizmin dönemsel krizlerini gizlemek ve gücün yeni merkezlerini meşrulaştırmak amacıyla ürettiği moda eğilimlerden biri olarak ele almaktadır. Yazara göre klasik hümanizmin insan merkezci yapısının sarsılması nesnel bir zorunluluktan ziyade, sistemin sürdürülemezliğini kamufle eden esoterik, mistik ve animist bir varlık anlayışıyla ikame edilmektedir. Karen Barad ve Rosi Braidotti gibi kuramcıların geliştirdiği "neo-materyalizm" ve "zoe merkezli etik" yaklaşımları, toplumsal sınıf ayrımlarını ve sömürünün tarihsel-iktisadi kökenlerini arka plana itmektedir. Sonuç olarak metin, posthümanizmin insanı tahtından indirirken bireyi sistem karşısında suçluluk ve yılgınlıkla baş başa bıraktığını ve doğa fetişizmi üzerinden küresel oligarşinin güç istencine zemin hazırladığını savunmaktadır.
This text analyzes posthumanism as a trendy theoretical wave designed by global capitalism to mask its cyclical crises and legitimize new configurations of power. The author argues that the deconstruction of classical humanism’s anthropocentric nature is replaced by an esoteric, mystical, and animistic ontology that conceals the unsustainability of the current socio-economic system. Theoretical frameworks such as "neo-materialism" and "zoe-centered ethics," championed by scholars like Karen Barad and Rosi Braidotti, trivialize social class dynamics and the historical-economic roots of exploitation. Ultimately, the text asserts that while posthumanism dethrones human agency, it leaves the individual paralyzed with guilt against the system and creates a new baseline for the global oligarchy's will to power through ecological fetishism.